Kalem Kitap Kulübü

2021 Kalem Kitap Kulübü

Boz bulanık geçen 2020 yılında Kalem Ajans’ta, duyurmaktan mutluluk duyduğumuz bazı güzel gelişmeler oldu.

Her şeye rağmen bu yılı gülümseyerek, gururla ve umutla hatırlatacakların başında Tezer Özlü’nün çeviri hakları için İngiltere’nin en iyi yayıncılarından biriyle yaptığımız sözleşme geliyor.

Tezer Özlü, 1983’te yayımlanan Yaşamın Sonuna Yolculuk’ta şöyle diyor:

"Yolculuklar ilginçtir. Yaşamın sürekliliği içinde,  başlı başına kesitler oluştururlar. Dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. İnsanlardan geçilir. Irmaklar görülür. İnsanlar görülür. Kalabalık ya da bomboş istasyonlar belirir. Sonra herhangi bir ormanla karşılaşırsın. Belki birkaç gün önce geçtiğin bir orman. Bir kent. Ağaçların kızıl kahverengiliğini, yeşilini, çıplaklığını algılamış mıydım, diye sorarsın kendi kendine."

Her kitap bir yolculuk ve her iyi yolculuk bizi bambaşka bir “ben”e ulaştırır desem, eminim birçoğunuzun katılacağı bir iddiada bulunmuş olurum. Farklı kuşaktan, sosyo-ekonomik sınıftan, dini inançtan birçok okuru bambaşka biçimlerde dönüştürmüş olan klasik eserleri, bu klasikleri okumuş; hem bir okur hem de yazar kimliğiyle etkilenmiş çağdaş yazarlarımızla konuşmanın hepimize heyecan vereceğine inanarak bu yola çıktım.

Yayıncılıkta 18. yılımı doldurduğum hafta, sizlerle 2021 yılı için kurduğum ilk hayali - klasik eserleri, edebiyat akrabası olduğuna inandığım çağdaş metinlerin yazarlarıyla konuşacağımız kitap kulübünü- heyecanla duyuruyorum.

Edebiyatı çoğu zaman bir tür terapi/kür olarak düşünürüm. Salgından çok önce adımları duyulmaya başlanan, bu süreçte her gün derinden hissettiğimiz, salgın sonrasında da hayatımızı bambaşka bir forma dönüştürecek bu "yoksunluk çağında” akıl, beden ve ruh sağlığımıza edebiyatın sağladığı katkıyı çok az başka şey sağlayabiliyor.

“Yeni normaller” üretmeye başladığımız, alışkanlıklarımızı devam ettirmekte zorlandığımız şu süreçte kim edebiyatın iyileştiren yanına karşı koyabilir ki?

Peki bu kitap kulübü kimler için? Kitapları yalnızca sonu ya da kurgusu sebebiyle okumayanlar için. Yazarın dili ve üslubu, metnin edebiyat tarihindeki yeri gibi birçok başka unsurun o eseri kıymetli kıldığının farkında olanlar ve bu kıymeti çağdaş yazarlarla yapılan incelemelerle birlikte takdir etmek isteyenler için.
-Nermin Mollaoğlu
 
2021 Programı

4 Ocak Pazartesi, Burhan Sönmez ile Decameron’u konuşacağız. Bundan yedi yüz yıl önce veba salgını yayıldığında, bir eve sığınıp dış dünyayla bağını kesen bir grup Floransalının zaman geçirmek için bulduğu yol, hikaye anlatmaktı. On gün boyunca anlattıkları hikâyelerin toplandığı kitaba Decameron, yani “On Gün” adını verdi yazarı Boccaccio. Burhan Sönmez’in İstanbul İstanbul’u ise yerin üç kat altında, küçücük bir hücredeki dört adamın soğuk ve işkenceye direnerek birbirine anlattıkları hikayelerden oluşuyor. “Her hikaye başka hikayelerden doğarmış,” diyerek Decameron’un hangi hikayelerden doğduğunun ve sonra hangi hikayeleri doğurduğunun izini süreceğiz. 

1 Şubat Pazartesi, Ertuğ Uçar ile Deniz Feneri’ni konuşacağız. Deniz Feneri, yetişkin bir kadının, kırklarındaki Virginia Woolf’un ototerapi seansı. Woolf okumanın ve kurgusuna kapılmanın zor olduğu, karakterlerin takip edilemediği şeklindeki önyargıları ardınızda bırakıp, Woolf’un İzinde isimli deneme kitabıyla Woolf’u çocukluğundan başlayıp Deniz Feneri’ne ilham veren Godrevy Feneri’ne değin takip eden Uçar ile yapacağımız sohbete katılma fikri size de heyecan verici gelmiyor mu? 

1 Mart Pazartesi, Defne Suman ile Anna Karenina’yı konuşacağız. Ülkelerin geçiş dönemlerini edebiyat aracılığıyla bireysel yaşantılar üzerinden anlatan, farklı ekonomik sınıfların yan yana sunulan yaşamlarını, sınır aşan kadınları ve elbette aşkı en güzel şekillerde işleyen iki romanı -bir tarafta Tolstoy’un Anna Karenina’sı, diğer yanda Defne Suman’ın Emanet Zaman’ı- konuşurken 1870’lerin Rusya’sından 1920’lerin İzmir’ine de bir yolculuk yapacağız. 

5 Nisan Pazartesi, Şebnem İşigüzel ile Gurur ve Önyargı’yı konuşacağız. “Klasikler üç kere okunmalı; gençlikte, orta yaşta ve yaşlılıkta. Hatta kutsal kitaplar gibi başımızı bile bekleyebilirler, başucumuzda durabilirler,” diyen İşigüzel, romanı Gözyaşı Konağı Ada 1876’da genç bir kadının, içine doğduğu toplumun ona tayin ettiği kaderden, ataerkil düzenin erkeklere verdiği güç ve yetkiden, yargılamalardan uzağa kaçışını anlatıyor. Jane Austen'in Gurur ve Önyargı'sı ise genç bir kadının toplumun ve dedikoduların etkisi altında kendini ve arzularını bulma mücadelesinin romanı. Bu genç kadınların hikayesini konuşmak ve yılın ilk ayını edebiyatla kapatmak isteyenleri bekliyoruz. 

Sevgili Fuat Sevimay’a katılarak “Klasikleri artık gerçekten ama gerçekten okumanın ve dahası üstüne konuşmanın zamanı gelmedi mi?” diye soruyor ve ilgilenen herkesi “gerçekten okuma”ya davet ediyoruz. Zor bir yılı geride bırakıp nasıl olacağını kestiremediğimiz yenisine hazırlanırken bu güzel haberi paylaşmak heyecan verici.

***
 
4 Ocak Pazartesi, 20:00 

1 Şubat Pazartesi, 20:00 

1 Mart Pazartesi, 20:00 

5 Nisan Pazartesi, 20:00 

Gelecek program detayları için Kalem Ajans (@kalemagency) hesabını takip edebilirsiniz. 
Kitap kulübüne kayıt olmak, detaylı bilgi almak için kitapkulubu@itef.com.tr adresine mail atabilirsiniz.

© 2019 Copryight. Tüm hakları saklıdır.

WebDesign : Database Bilişim